TOPLUMSAL AHLÂK ÇÖLÜNDE YARI ÇIPLAK (2024)
Yaşamın hücrelerine dek sızan egemen öğretilere başkaldırmak mümkün mü? Birey, kendisini kuşatan ahlâki normlardan sıyrılabilir mi? Tahakküme karşı direniş nerede başlar?
Yukarıdaki sorulardan hareketle gerçekleştirdiğim “Toplumsal Ahlâk Çölünde Yarı Çıplak”, ailemin yaşadığı köye yaklaşık 15 kilometre mesafede bulunan terk edilmiş bir termal tesiste çektiğim oto portrelerden oluşuyor. Çeşitli ideolojik aygıtlar –aile, okul, medya vb.- aracılığıyla aktarılarak hegemonik bir yapıya bürünen toplumsal ahlâkın kuşattığı bireyi metaforlardan hareketle sorguladığım proje, toplumsal ahlâk değerleriyle yaşadığım çatışmalardan türedi.
Bireyin, doğumundan itibaren maruz kaldığı normlara karşı verdiği bireyselleşme mücadelesini odağıma aldığım seri, şekillendirilmeye müsait bir yapı arz eden harca benzer zihnin doğduğumuzda çırılçıplak olduğunu söyler. İktidar odaklarına ilişkin kodların somut ve soyut müdahaleleriyle yapılandırılan zihin, bir toplumsal inşa olan ahlâka bulanarak çıplaklığını yitirir ve yarı çıplak hâle gelir. Bu süreçte bireye aktif bir rol yükleyen seri, yıkıntı estetiği kavramından yola çıkarak direnişi somutlaştırır.
Dayatılan toplumsal normlar, kimi kısımları doğa tarafından ele geçirilmiş olan içi boş havuz ile ifade edilirken; yıkıntı, tökezleyen ahlâk sistemine karşı alternatif yaşam biçimlerinin oluşturulabileceği tahayyülüne kapı aralar. Çevresi yıkıntılarla kuşatılmış içi boş bir havuzda direnmeyi sürdüren zihin, doğaya yönelerek kültürel bir kurgu olan ahlâka başkaldırır. 
-
HALF NAKED IN THE DESERT OF SOCIAL MORALITY
Is it possible to rebel against the dominant doctrines that seep into the very cells of life? Can an individual break free from the moral norms that surround them? Where does resistance against domination begin?
Prompted by these questions, Half Naked in the Desert of Social Morality consists of self-portraits I took in an abandoned thermal complex located approximately fifteen kilometers from my family’s village. The project, which questions—through metaphor—the individual enclosed by societal morality that has assumed a hegemonic structure through the transmission of various ideological apparatuses such as family, school, and media, emerged from my own conflicts with moral values.
Focusing on the struggle for individuation waged by the individual against the norms to which they are subjected from birth, the series asserts that the mind—resembling mortar, a form open to shaping—is born completely bare. Structured through the tangible and intangible interventions of the codes of power, the mind is coated with morality, a social construct, thereby losing its nakedness and becoming only half-naked. Assigning an active role to the individual in this process, the series materializes resistance by drawing on the concept of ruin aesthetics.
While the imposed social norms are represented by the empty pool—partially reclaimed by nature—the ruins open a door to the imagination of alternative ways of living in the face of a faltering moral system. In an empty pool surrounded by ruins, the mind, persisting in its resistance, turns towards nature and defies morality as a cultural construct.
Back to Top